Yayın hayatına başlıyor: Reaktif Dergisi

Eleştirel ve disiplinlerarası bir sosyal bilimler dergisi olmayı hedefleyen Reflektif Sosyal Bilimler Dergisi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi desteğiyle hazırlanıyor. Yılda üç kez yayınlanacak olan dergide tüm çalışmaların özgürce yayınlanacağı bir ortamın oluşturulması hedefleniyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi desteğiyle hayata geçirilen Reflektif Sosyal Bilimler Dergisi dijital platformda gerçekleşen tanıtım ile duyuruldu. Dergi, küresel olarak akademik alanın daraldığı, sosyal bilimlerin ikincil olarak görüldüğü, gerçek ötesi tartışmaların ve bilim karşıtlığının yaygınlaştığı bu dönemde; eleştirel bir bakış açısına sahip çalışmalara yer vermesiyle dikkat çekiyor. Yılda ekim, şubat ve haziran olmak üzere üç kez yayımlanacak olan dergi, yayın hayatına 1 Ekim 2020 tarihinde başlıyor. İngilizce ve Türkçe olmak üzere iki dilden oluşacak ‘Reflektif Sosyal Bilimler Dergisi’nde kendini daimi öğrenci gören tüm araştırmacıların ve akademisyenlerin çalışmalarını özgürce kamuoyuyla paylaşacağı bir ortam oluşturulması hedefleniyor. ‘Reflektif Sosyal Bilimler Dergisi’ açık erişim politikasını destekliyor. Dolayısıyla yayınlanan yazıların yazarlar ve okuyucular tarafından paylaşılmasını teşvik ediyor.

Sosyal bilimler disiplinlerarası anlayışa kavuşacak

Özgür paylaşımın önemini vurgulayan derginin editörü İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emre Erdoğan, “Reflektif Dergisi ile sosyal bilimlerde disiplinlerarası  ve eleştirel çalışmaların yayınlanacağı bir platform oluşturmayı hedefliyoruz. Böylelikle bilim insanlarının kendileriyle yüzleşmelerinin araştırma sorusunu oluşturmada ve araştırmaların yürütülmesinde nasıl bir dönüşüme yol açtığı görülebilecek. Bu bakış açısıyla yazılan yazılar gelecek nesil sosyal bilimciler ile öğrenciler için bırakılan en önemli miraslardan da biri olabilecek” dedi.

Derginin tanıtım toplantısında konuşan, ilk özel sayının yazarlarından Emeritus Prof. Dr. Diane Sunar, profesyonel yaşamında karşısına çıkan beklenmedik engelleri ve fırsatları, 70’lerden bugüne sosyal psikoloji alanındaki gelişmeleri değerlendirerek ele aldı. Sunar, kimi zaman kavramların algılanış biçimindeki değişimin, kimi zaman ise yeni insanlarla tanışmanın sonucunda yaşanabilecek “rastlantıların” akademik yolculukları belirleyebileceğinden bahsetti. Emeritus Prof. Dr. İlter Turan ise, konuşmasında araştırmacıların ve akademisyenlerin akademideki yaşamlarını doktora, doçentlik ve profesörlük olmak üzere “üç kriz” ile tanımlarken; eleştirel yaklaşımın özellikle çeşitliliği içeren ve bilimselliği muhafaza eden yayın organları yoluyla desteklenmesinin önemini aktardı. Emeritus Prof. Dr. Alan Duben, yazısının kendi bilimsel serüvenini düşünmek için bir fırsat doğurduğunu dile getirerek yaşam tecrübesi ile Türkiye bağlamının bakış açısını değiştirmesindeki rolünü ve ufuğunun “sınıf meselesi” gibi konularda genişlediğini aktardı. “Merak ve ahlakçılık böcek ısırıklarının” zorunlulukları, rastlantıların ise nereye gideceğini belirlediğini ifade eden Prof. Dr. Aydın Uğur, kendi akademik yolculuğunda araştırmacılıktan daha fazla, her yerden öğrenmeye imkân sağladığını düşündüğü öğrenciliği sevdiğini belirtti.

Bir cevap yazın